Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Uzm. Psikolojik Danışman Metin HAMURCU
Uzm. Psikolojik Danışman Metin HAMURCU

‘İNSANLARIN SÖYLEDİKLERİ; KENDİSİNİN BİR AYNASIDIR.’

 

              İnsanın kullandığı kelimeler, kurduğu cümleler ve olaylara yüklediği anlamlar, çoğu zaman onun iç dünyasının bir aynasıdır. Çünkü insanlar yaşadıkları olayları yalnızca dışarıdan gördükleri şekliyle değil; geçmiş deneyimleri, inançları, korkuları, beklentileri ve duygusal ihtiyaçları doğrultusunda yorumlar. Aynı olaya tanıklık eden iki kişi birbirinden tamamen farklı değerlendirmeler yapabilir. Bunun nedeni olayın değişmesi değil, olaya bakan zihnin farklı olmasıdır.

Bir insan sürekli eleştiriyorsa, bu durum bazen kendi içinde taşıdığı memnuniyetsizliği veya mükemmeliyetçi bakış açısını yansıtabilir. Herkese kolayca güvenemeyen biri, geçmişte yaşadığı hayal kırıklıklarının etkisini bugüne taşıyor olabilir. Sürekli olumsuz ihtimalleri dile getiren bir kişi ise dünyayı tehlikeli bir yer olarak algılıyor olabilir. Buna karşılık insanlarda iyiyi görebilen, takdir etmeyi bilen ve umut veren kişiler de kendi içlerindeki güveni, şefkati ve yaşamla kurdukları olumlu ilişkiyi sözlerine yansıtırlar.

Psikolojide bu durum, bireyin içsel dünyasının dış dünyayı algılama biçimini etkilediği düşüncesiyle açıklanır. İnsan, çoğu zaman dışarıdaki gerçekliği olduğu gibi değil, kendi zihnindeki filtrelerden geçirerek görür. Bu nedenle kullandığı dil, verdiği tepkiler ve yaptığı yorumlar yalnızca karşısındaki kişi hakkında değil, aynı zamanda kendisi hakkında da önemli ipuçları taşır. Bir kişinin sık tekrar ettiği ifadeler, en çok hangi duygularla mücadele ettiğini, hangi ihtiyaçlarının karşılanmadığını veya hangi inançlarının davranışlarını yönlendirdiğini gösterebilir.

Elbette bu, insanların söylediği her şeyin yalnızca kendilerini anlattığı anlamına gelmez. İnsanlar zaman zaman gerçekçi gözlemler yapabilir, haklı eleştirilerde bulunabilir veya objektif değerlendirmeler ortaya koyabilirler. Ancak özellikle yoğun öfke, aşırı yargılama, sürekli suçlama ya da sürekli övme gibi tekrar eden iletişim biçimleri, çoğu zaman konuşanın iç dünyasına dair önemli izler taşır. Bu nedenle psikolojik açıdan bir insanı anlamaya çalışırken yalnızca ne söylediğine değil, bunu hangi duyguyla, hangi sıklıkta ve hangi bağlamda söylediğine de dikkat etmek gerekir.

Bu bakış açısı, ilişkilerde de daha sağlıklı bir tutum geliştirmeye yardımcı olur. Başkalarının her sözünü doğrudan kişisel bir saldırı ya da mutlak bir gerçek olarak kabul etmek yerine, o sözlerin aynı zamanda konuşan kişinin duygu ve düşünce dünyasının bir yansıması olabileceğini hatırlamak, gereksiz kırgınlıkları azaltabilir. Aynı şekilde kendi kullandığımız dile dikkat etmek de bize kendimizi tanıma fırsatı sunar. Sürekli hangi konulardan yakındığımız, neleri eleştirdiğimiz, nelerden korktuğumuz veya neleri övdüğümüz; aslında zihnimizin en çok nerede meşgul olduğunu gösterir.

Sonuç olarak insanın sözleri, onun karakterini, değerlerini, yaşadığı deneyimleri ve duygusal dünyasını yansıtan güçlü ipuçları taşır. Dil yalnızca iletişim kurmanın bir aracı değildir; aynı zamanda insanın iç dünyasının dışa açılan penceresidir. Bu nedenle bir insanı anlamak istiyorsak sadece söylediklerini duymak değil, o sözlerin arkasındaki duygu, ihtiyaç ve yaşam öyküsünü de görmeye çalışmak gerekir. Gerçek iletişim, kelimelerin ötesindeki anlamı fark edebildiğimizde başlar.

 

SON HABERLER