Kaos’a Sürüklenen Dünya

Dünya, halihazırda yaşam olan tek gezegen. Bilim insanları ve devletler, evrenin sırlarını çözebilmek için yüz milyarlarca dolarlık araştırmalar yapmaktalar. Fakat insan yaşamı için uygun olan bir gezegen henüz bulunabilmiş değil. Su, yer çekimi gibi milyonlarca nüansı ve ahengi içinde muhteşem bir denge ile barındıran Dünya, evrende eşi benzeri olmayan bir gezegendir.

Fakat insanlık, bu gerçeği görmezden gelerek, Dünya’daki ahengi ve dengeyi bozmak için elinden geleni yapıyor. Müthiş bir silahlanma ve sanayileşme yarışı mevcut. Sanayileşme yarışında, küresel ısınma ve Dünya’nın ekolojik dengesi büyük bir hızda bozulmakta. İnsanlar ve şirketler sadece “daha çok kar etmek” uğruna, kural tanımaz bir şekilde, çocuklarına ve torunlarına bu gezegeni yaşanmaz halde bırakmak için adeta ellerinden geleni yapıyorlar. Devletler de daha çok daha güçlü hükmedebilmek için sınır tanımaz bir şekilde ve sorumsuzca, gelecek nesilleri düşünmeden silahlanma yarışına giriyor ve bu silahlar kullanılıyor. Şimdi hemen bir kesimden, “ama bu silahlar milletlerin huzurunu sağlamak için” diye eleştirenler çıkabilir. Fakat silahlanmaya karşı harcanan bu mesai ve enerji, maalesef dünyada topyekun bir barış sağlamaya, silahsızlanmaya ve küresel ısınmaya karşı çözüm bulmaya harcanmıyor.

Verimli kullanılmayan enerji kaynakları, inanılmaz noktalara varan atık üretimi, bu atıkların denizlere, akarsulara, ormanlık alanlara bırakılması çok büyük zararlar oluşturmakta. En son, geçtiğimiz aylarda İskoçya’nın Glasgov kentinde bir iklim zirvesi yapıldı. Bu zirvede fotoğraflar basına servis edildi, liderler tweetler attı. Fakat uygulamaya bakıldığında, hiçbir sonuç alınmadığı ortada. Aslına bakarsanız, vatandaşlar tarafından toplanan vergiler ve fonlar çarçur edildi. Orada, liderler maalesef hiçbir sonuç üretmedi. Küresel iklim krizi büyük bir sorun. Fakat bu konuyu dert edinen lider yok. İşin kötü yanı, küresel iklim krizi çok daha hızlı bir şekilde ve telafisi her gün daha da zor olacak şekilde kendini gösterecek.

Aynı şekilde, savaşlar… Haber bültenleri okunduğunda, dünyanın belli başlı bölgelerinde sürekli savaşların, saldırıların devam ettiğini görüyoruz. Bunun haricinde, okyanuslara tatbikat amaçlı çok güçlü bombaların atıldığını da görüyoruz. Bunlar ne uğruna yapılıyor? Bu paralar, bu fonlar, Dünya’nın daha yaşanabilir olması için kullanılsa, gelir adaleti için harcansa, sosyal konutlar ve marketler yapılsa, dünyada aç insan da kalmaz, huzursuzluk da olmaz. Fakat bir kısım azınlık zümre tarafından insanlık öyle bir girdaba sokulmak isteniyor ki, bu sorunların düşünülmesi de, çözülmesinin talep edilmesi de istenmiyor.

Dünya’daki durumun bir tezahürü olarak, ülkemizde de siyaset kurumu -istisna birkaç örnek ve parti hariç olmak üzere- çok sığ. Yeşile, doğaya, geri dönüşüme ve atık azaltmaya yönelik hiçbir proje ülkemizde yapılmıyor. Yollarımız maalesef kirli. Kent merkezinde ağaçlar ve yeşil alanlar çok az.

Dünyanın geleceği, küresel iklim krizini aşmakta, temizlikte, doğal yaşamı korumakta…

Yerelde belediyelerimizin, genelde de ülke liderlerinin ve üst düzey yöneticilerin bu politikalara ağırlık vermeleri gerekmekte. Bu konularda atılabilecek çokça adım mevcut. Mesela öncelikle sokaklarımızı ve çevremizi ağaçlandırmakla başlayabilirler. Çöp ve temiz bir şehir noktasında farkındalık yaratılabilir. Bunun haricinde kağıt, yağ gibi evsel atıkların geri dönüşüm ile tekrar ekonomiye ve doğaya kazandırılması sağlanabilir.

Bir çağrı da yurttaşlara ve sivil topluma yapılmalı…

STKlar, demokratik toplumlarda olmazsa olmaz unsurlardır. Baskı gruplarıdır. Yurttaşlardan sivil topluma uzanması gereken bu talepler, çok daha yüksek sesle dillendirilmeli.

Eğer ki küresel iklim krizi konusunda samimiyetle ve yoğun bir şekilde eğilmezsek, Dünya’yı hızla yaşanmaz bir hale getireceğiz.