Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Emekli Tuğgeneral Dr. Naim BABÜROĞLU

KILIÇDAROĞLU DİYOR Kİ:”TÜRKİYE,OSMANLI COĞRAFYASINA GİTMELİ”

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack da aynı şeyi söyledi:

“Ulus devletten vazgeçin. Osmanlı millet sistemine dönün…”

-Bu “CHP” CHP değil.

-Sayın Kılıçdaroğlu, 9 Haziran 2026’da yaptığı konuşmada, belki dikkatlerden kaçan çok önemli bir ifade kullandı. Dedi ki:

“Osmanlı’nın topraklarına bakın. O coğrafyada yaşayan insanlara bakın. Türkiye, o coğrafyaya gitmek, o coğrafyada yeniden ama yeniden kendi kişiliğini korumak ve geliştirmek zorundadır. Biz, dünyanın önemli, sayılı ülkelerinden birisi olmak zorundayız. Küçülerek değil, büyüyerek gitmek zorundayız.”

Çok sorunlu bir ifade.

-Atatürk’ün ve Cumhuriyet’in dış politikası imparatorluk mirasını canlandırma değil, milli devletin güçlendirilmesi üzerine kuruludur. Bu yüzden “ulus, üniter” devlet var.

-Atatürk’ün hedefi, Osmanlı coğrafyasını yeniden siyasi etki alanı haline getirmek değil, Türkiye Cumhuriyeti’ni güçlü, bağımsız ve saygın bir devlet olarak yaşatmaktır.

-Atatürk’ün Misak-ı Millî vurgusu önemlidir:

“Milli sınırlarımız içinde her şeyden önce kendi kuvvetimize dayanarak varlığımızı korumak, başlıca amacımızdır” der.

-Türkiye elbette, Balkanlar, Orta Doğu, Kafkasya ve Kuzey Afrika ile tarihî bağlarını; ticaret, diplomasi, kültür, barış ve işbirliği üzerinden güçlendirmelidir. Ama, Osmanlı hinterlandına dönüş, eski topraklar, nüfuz alanı, büyüme kavramları Atatürk’ün dış politika anlayışıyla çelişir. Ve felakete yol açar.

-Atatürk’ün dış politika hedefi, “Osmanlı coğrafyasına geri dönmek” değil; Türkiye’nin bağımsız, saygın, barışçı, güçlü ve uygarlık düzeyine erişmiş bir devlet olarak bölgede denge ve istikrar unsuru olmasıdır.

-Atatürk’ün dış politikasının özü şudur: Tam bağımsızlık, gerçekçilik, barışçılık, uluslararası hukuka saygı, maceradan kaçınmak esasına dayanır.

-Hatay sorunu , Misak-ı Milli doğrultusunda çözülmüştür. Başkan Antantı ve Sadabad Paktı, imparatorluk mirası doğrultusunda değil, işbirliği ve güvenlik temelinde gerçekleştirilmiştir.

-“Tul emeller peşinde koşmamalıyız” der Atatürk.

“Milleti, uzun emeller peşinde yorarak zarara sokmamalıyız. Yapamayacağımız şeyleri yapar görünerek düşmanlarımızın kin ve saldırılarını üzerimize çekmemeliyiz…” der.

-Suriye politikasının maliyeti henüz hesaplanmadı.

-Önce ulusal çıkarlarımızı koruyalım da…

-Atatürk’ün ulus devlet yapısını ortadan kaldırmak isteyen ABD’nin Büyükelçisi Tom Barrack bu konuşmadan çok mutlu olmuştur. Bu konuşma, CHP’nin programına ve “Altı Ok”a aykırıdır. Bu yüzden, “Altı Ok”un bu yakalara takılmaması gerekir. Vesayete aykırıdır.

Atatürk, Butlan CHP yönetimi zihniyetinde olsaydı, hem Padişah hem Halife olurdu. Ne milli egemenlik ne meclis ne de milli irade olurdu. Kusura bakmasınlar, hiç bir partiyle ilgim yok ama, Atatürk’ün vasiyetine aykırı hareket eden Butlan CHP’si, vasiyet açısından meşru sayılmaz. “Altı Ok”un ve vasiyetin ruhunu yönetime anlatacak kimse yok mu?

YORUMLAR

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

SON HABERLER