Ana Sayfa Arama Yazarlar
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Puan Durumu
Sosyal Medya
Muhsin Boz
Muhsin Boz

MA RIHNA NIHNA HON! (GİTMEDİK, BURADAYIZ!)  

          6 ve 20 Şubat 2023 depremleriyle ilgili pek çok düzyazı, şiir, öykü yazıldı. Yakın zamanda yirminin üzerinde yazarın ortaklaşa çıkardığı, şiir hariç diğer edebi türlerin serbest olduğu bir kitap yayımlandı. Metinlerin çoğuna,  bilerek veya bilmeyerek deprem sızmış. Bundan daha doğal ne olabilir ki. Önceki yazılarımda depremle ilgili yaşanmışlıkların asla unutulmayacağından, tarifsiz ve derin acıların zamanla hafifleyerek ömrün sonuna kadar devam edeceğinden dem vurmuştum. Birkaç gün önce, belki de bir gün yazarım diye not ettiğim bir anıyla yüzleştim. Hâlâ yazılmayı hak ediyor muydu? Evet. Hak etmese yazmaz, sayfalara dökmez, önünüze sürmezdim.

Depremin üzerinden bir yıl geçmiş, Hatay’da, Eskişehir’de ve başka illerde “Anma ve Dayanışma Buluşmaları” yapılıyordu. Depremlerden sonra Eskişehir’e göç eden ve yerine yurduna dönmeyenlerden biri de bendim. Akşam saatlerinde, 300- 350 kişi kadar bir yerde toplanıldı. Soğuk bir havada, Eskişehir’in caddelerinde ve sokaklarında yüründü. Yürüyüştekilerin çoğu Hataylıydı ama yerel halktan da katılanlar vardı. Yürüyüş sırasında depremle ilgili kısa, vurucu ve etkileyici sözler, sloganlar atıldı. Dudaklardan dökülen sözcükleri ve sloganları saran gaz halindeki su zerrecikleri buharı değil, dumanı çağrıştırıyordu. Bir yangın vardı, devam ediyordu ve hâlâ söndürülmemişti. Anlaşılan uzun bir süre söndürüleceğe de benzemiyordu. Sloganlardan biri, “Ma Rıhna Nıhna Hon!” şeklindeydi. Antakya ve çevresinde konuşulan Arapça lehçeyle, “Gitmedik, Buradayız” anlamına geliyordu. Biraz daha açmak istersek, “Hiçbir Yere Ayrılmadık, Buradayız!” Yerel halkın daha çok kullandığı, tarihi ve kültürel bağların korunacağını ima eden sözler. Siyasilere ve doğaya rağmen, Hatay halkının topraklarını terk etmeme kararlılığını, kente bağlılıklarını, Hatay sevdasını vurgulayan dayanışma ve direniş sloganı.

Yürürken, bu sloganı atarken, açıkçası çok rahat değildim, tuhaf hisler içindeydim. Benim ve topluluktakilerin bu sloganı atmaya hakları var mıydı sorusu, iç sorgulaması… Depremden sonra Hatay’ı terk edip gidenler, kentte kalanların üstü örtük veya açık suçlamalarına maruz kalmıştı: “Geride kalanların sizlere de ihtiyacı vardı ama kenti terk edip gittiniz!” serzenişi, suçlamaları… Çok konuşuldu, çok tartışıldı. Yazımın amacı; bu konuyu yeniden açmak, üzerine konuşmak, tartışmak değil. Ben, demin de söz ettiğim gibi farklı duygular içindeydim. Şüphesiz aynı gün Antakya ve çevresinde bu slogan atılmıştı, hatta biz yürürken de atılıyordu. Kenti terk etmeyip kalanların elbette bu sloganı atmaya hakkı vardı. Çünkü onlar gerçekten oradaydılar. Peki, biz gidenlerin, Eskişehir’de veya başka bir yerde hakkı var mıydı? Eskişehir’deydik ve “Ma Rıhna Nıhna Hon!” diyerek sanki kalanlara cevap veriyorduk: “Biz de gitmedik işte! Eskişehir’deyiz!” gibi bir alay, bir ironi… Farkında olmadan sözel bir ironi vardı ama daha dramatiği, ironin sözel değil hayatla ilgili olmasıydı. Memleketinden çıkıp giden ve Türkiye’nin bir yerlerine savrulan depremzedeler de aslında yerini yurdunu terk etmek istememişlerdi. Bedenen başka yerlerde olsalar da, yürekten Antakya ve çevresindeydiler. Onlar oradaydı ve hiçbir yere gidememişlerdi. Ruhları bazen Köprübaşı’nda, bazen Uzun Çarşı’da, bazen müzede, bazen Atatürk Parkı’nda… Bazen Habibi Neccar Dağı’da, bazen Samandağ Çevlik’te…

Bir insan dünyanın neresinde olursa olsun, zorunlu haller dışında ve koşulları gereği yerini yurdunu terk etmek istemez. Dolayısıyla bu, Hatay insanı için de geçerli. Ama daha farklı bir durum var. Bir alıntıdan:

 

  • Antakyalı sığıntı gibi yaşamayı bilmez.
  • Antakyalı misafir eder, misafir olmayı sevmez.
  • Antakyalı yedirir, içirir, yatırır, uğurlar.
  • Antakyalı başka şehirde yapamaz.
  • Antakyalı Türkiye’yi, dünyayı gezer. Topboğazı’na * gelince derin bir oooooh! çeker.

 

  • Topboğazı: Antakya’yı, Kırıkhan’ı ve İskenderun’u birbirine bağlayan yolların kesiştiği coğrafi, stratejik ve önemli bir kavşaktır. Antakya merkeze uzaklığı 34-35 kilometredir.

 

Muhsin Boz

 

YORUMLAR

Bir adet yorum var

  1. Cok güzel yazmışsın ben sonradan eşimin görevi nedeniyle kayınbaba memleketine geldim gerek cevreyi gerekse babamın akrabalarını tanıdım hepsini cok sevdim hatay Türkiye de gezmedigim gitmedigim il ilce yok en sevdigim yer ve hoşlandıgım yer hatay oldu sanki yıllardır oralarda yaşamışım gibi anıları biriktirdim senin yazınla ben de hataylıyım diyebilirim

Yoruma kapalıdır.

SON HABERLER