Öğretmenlik bir sanat işidir.

Geçtiğimiz Çarşamba, 24 Kasım, Öğretmenler Günü’ydü

Tüm eğitim emekçilerine bir kez daha kutlu olsun.

Birleşmiş Milletlerin Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nün (UNESCO) tavsiyesiyle, 1994’ten beri ülkemiz dahil, pek çok ülkede aslında 5 Ekim günü, Dünya Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır.  Fakat 12 Eylül cuntacıları bunu benimsemediler ve alternatif olarak 24 Kasım’ı ileri sürdüler.

24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri’nin başöğretmenliğini kabul ettiği gündür.

Atatürk’ün 100. doğum yıldönümü olan 1981 yılından itibaren, Atatürk’ün başöğretmen oluşunun yıldönümü olarak kabul edilen 24 Kasımı, Öğretmenler Günü olarak kabul ettiler.

Mustafa Kemal Atatürk, Türk milletinin gerçek kurtuluşunu öğretmenlerden bekler.

“Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir. Öğretmenden, eğitimden mahrum kalan bir millet, henüz millet adını alma istidadını kazanmamıştır. Ona alelade bir kitle denir, millet denmez. Bir kitle millet olabilmek için mutlaka eğitimcilere ve öğretmenlere muhtaçtır.” (1925) sözü bunun en güzel kanıtıdır.

Atatürk’ün doğumunun 100. yılı olan 1981 yılında ülkemizde ilk kez kutlanan Öğretmenler Günü için bu tarihin belirlenmesinin sebebi de Başöğretmen Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri’nin Başöğretmenliği görevini kabul ettiği tarihin 24 Kasım 1928 oluşudur.

Aslında, ILO/UNESCO ortak çalışmasıyla, farklı ülkelerde de olsalar öğretmenlerin ortak sorunları bulunduğu olgusundan hareketle, “Öğretmenlerin Statüsü Tavsiyesi” ortak belgesi 1966 yılında 5 Ekim günü oy birliğiyle kabul edilmiştir.

O günden beri zaten 5 Ekim tüm dünyada, Dünya Öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır.

Bilinen öyküdür: “Yıldırım Hünkâr, öğretmeninden yakınan, ona yeterince saygı göstermeyen oğlu Emir Süleyman’a bir ders vermek ister. Öğretmene gerekeni duyurduktan sonra, bir gün dersliğe girip çıkışır:

“Bre muallim, ben sana oğlumu okumağa verdim. Sen niçin bunu kul ile beraber tutarsın, değneklersin?..”

Öğretmen, tüm ciddiliğiyle değneğini kapıp, Yıldırım’ın üzerine yürür, onu dışarı atar.

Padişah o akşam oğluna:

“Ey oğul! Hocan ne yavuz kişi imiş…” diye başlayarak, öğretmenlerin padişahları da yetiştiren kişiler olduklarını, ona göre sevgi, saygı görmeleri gerektiğini anlatmış olur.”

Gerçekten, öğretmen; insanları eğitmeyi ve öğretmeyi meslek edinen, eğitim kurumlarında çocuk ve gençlerin eğitim, öğretimlerine yön veren ve onları yaşama hazırlayan kimsedir.

Pek çok ünlü kişinin öğretmenlerinden etkilendiği bir gerçektir. Mustafa Kemal, Samsun’da yaptığı bir konuşmada ilhamını büyük ölçüde öğretmenlerinden aldığını vurgulamıştır.

Günümüzde, TBMM’de, 600 milletvekili arasında kaç öğretmen var bilmiyorum ama, 23 Nisan 1920’de açılan TBMM’de 337 milletvekilinin 30’u öğretmendi.

M. Kemal’e göre hükümetin en önemli görevi eğitim işleridir. “Cumhur reisi olmasaydım Maarif Vekili olmak isterdim” sözü, bu özlemin ifadesidir.

24 Kasım, şüphesiz devrim tarihimizin önemli sayfalarından biridir. Yüzyılların Arap abecesinin atılıp yerine Latin esasına dayalı yeni Türk abecesinin alınmasının başlangıcının böyle bir güne kapı aralaması, büyük önem taşımaktadır.

24 Kasım Öğretmenler Günü’nün çeşitli etkinliklerle, diğer ulusal bayramlarda olduğu kutlandığı bu süreçte “öğretmenler hamasi nutuklar duymak değil, karınlarını doyurmak istiyor.”  Yüz binlerce öğretmen atama bekliyor. Yüzlerce öğretmen  pazarcılık yapıyor. Yüz binlerce öğretmen 3600 ek göstergeyi bekliyor.

“Ne zaman seni ansam mavi bir gül olur gökyüzü” diyor Ali Yüce

Tüm eğitim emekçilerine saygıyla!