Rakamlar arasında yokuz!

Rakamlar arasında yokuz!

Stratejimiz Var mı?

25. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali’ni binlerce yıllık Aspendos Antik Tiyatrosu’nun tarihi atmosferinde izleyenler, ‘Antakya neden bu tür etkinliklerle renklendirilmiyor, turizme hareket katılmıyor’ diye sormaya ve paylaşılan turizm rakamları arasında bu kenti aramaya devam ediyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Opera ve Balesi tarafından düzenlenen 25. Uluslararası Aspendos Opera ve Bale Festivali’nin sahne aldığı Aspendos Antik Tiyatro’nun ‘dün’ kokan basamaklarında oturup da Bolşoy Balesi ve Guiseppe Verde’nin Aida isimli gösterisini izleyenler, uzun süredir nadasta bekletilen kadim Antakya’nın turizm beklentisine ‘ne zaman benzer bir canlılık’ katılacağını merak ediyor. Merak ederken de, Bakanlık tarafından paylaşılan turizm rakamları arasında Antakya ve Hatay adına neden tek bir Müze ya da ören yerinin olmadığını sorguluyor.
-TABLODA YOKUZ!-
Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden yapılan son derlemeye göre, İstanbul, 56’sı özel, 75 müzesiyle en fazla ziyaretçi ağırlayan il oldu. İstanbul’daki müzeleri ziyaret edenlerin sayısı, geçen yıl itibarıyla 8,8 milyon olarak gerçekleşirken, bu ili 2,8 milyon ziyaretçiyle Konya, 2,2 milyon ziyaretçiyle Nevşehir izledi. Ankara, 41 özel müzesiyle 1 milyonun üzerinde ziyaretçiye ev sahipliği yaparken, Bakanlık bünyesindeki 5 müze ve 4 ören yerinde ziyaretçi sayısı ise 672 bin oldu. Hatay mı? Geçen sene de dahil olamadığı rakamların 2018 halinde de yer bulamadı! 2019 mu? Belki!
-PAYLAŞMIYORUZ!-
Rakamların anlattığını Antakya Gazetesi için değerlendiren bir turizmci, ‘listede neden Antakya yok’ diye soranlar için şunları söyledi:
“Öncelikle, bu listede Antakya niye yok ya da Hatay neden yok, diye sormaktan vazgeçelim. Çünkü anlatmıyoruz. Aslında ara ara anlatıyoruz gibi, ama… Anlatma şeklimiz yüzünden hedefe varamıyoruz. Önceliklerimiz yanlış. Anlatma şeklimiz de. Bir kere bu kentin bir hedefi yok! Nasıl bir turist kitlesi istediğine karar verememişiz! Çok para harcayan mı? Mesela Uzak Doğulular, Amerikalılar, Kuzey Avrupalılar ya da Araplar! Belki de daha başka bir kitle! Mesela son dönem GAP turları ile gelen otobüsler görüyoruz. Ya da yolu bir şekilde bu kente düşenleri… Demek istediğim şu ki, hedef kitlemiz belli değil! O yüzden de bu kentin birikimleri adına neyi birkaç adım öne çıkartacağımız hususunda hep bir karmaşa var. Herkes bir telden çalıyor. Sonuç mu? Orkestra tamam, ama… Çıkan müzik ‘müzik’ değil! Sadece tıngırdatıyoruz! Ama o da ne bir melodi ne de işe yarar bir beste!
Sahi, önceliğimiz ne? Bu kentin kendini anlatma sırasında öne çıkanlar ne? Müze mi yoksa mutfağı mı? Yoksa tarihi evler mi? Belki de inanç turizmi! Hangisi? Var mı bir bilen? Yok! Çünkü strateji yok. Bakın şimdi Hatay Günleri var İstanbul’da. İlk günden öne çıkan ne oldu? Havada takla attırılan künefeler… Tescilli bir tatlı ve bu coğrafyanın önemli bir tadı, ama… Bu kentin vitrinini tepsiler dolusu künefe ile doldurmak yerine, tadımlık, ama hepsinden birer parça ile ilk gün sunumu yapsak daha iyi değil mi?
Geçen günlerde Uzun Çarşı içinde tepsi et ve yanında sıcacık ekmek ve soğuk bir ayranla ağırladığımız misafirlerimiz oldu. Ortam otantik, geleneksel ve lezzetler de muhteşemdi, ama… Bakın hep bir ‘ama’ var! Niye? Her şeyin güzel olduğu bir yerde, çarşı o kadar bakımsız ki! Zemin, çeşit çeşit… Çatı kısmı mı? Ayrı bir alem! Projeler başlamış, bitmemiş. Hala yeni projeler konuşuluyormuş. Ama bu işler yılan hikayesine dönmüş. Kazanan yok, ama kaybeden çok…
Son örneğimiz HADO! Dışarıdan bakanlar ne görüyor, biliyor musunuz? Sürekli kavga eden bir kent yönetimi! Düşünsenize, bu kente yatırım için düşünülmüş bir proje konusunda ciddi bir anlaşmazlık var ve bu durum ha bire ulusala da yansıyor. Her bir yerel idare diğerini suçluyor. Yalancılıkla, bu kente ihanetle ve daha fazlasıyla… Sonra da birlik beraberlik sloganları atılıyor! Aslında burada Hatay Valisine ciddi bir sorumluluk düşüyor. Bu kent adına verilen tabloda oluşan bu kavganın sahiplerini şöyle bir kenara çekip, ‘ne yapıyorsunuz’ demesi lazım. Çünkü enerjimizi birbirimizle tüketiyoruz, ama bu kenti kalkındırmakla değil! Ama bunu da bir türlü fark etmiyoruz. Yazık!” -Tamer Yazar-