İzmir’de dijital dolandırıcılık davasında dikkat çeken hüküm
İzmir’de yaşayan S.P., telefonunda film izlediği sırada karşısına çıkan bir reklamı kapatmak isterken büyük bir dolandırıcılık olayının kurbanı oldu. Ekranda beliren “X” işaretine tıklamasıyla birlikte telefonunun kilitlendiği, kısa süre sonra ise mobil bankacılık hesaplarının üçüncü kişiler tarafından ele geçirildiği tespit edildi.
Olayın ardından yapılan incelemelerde S.P.’nin hesabından 10 bin TL kredi çekildiği, ayrıca vadeli hesapta bulunan 263 bin 537 TL’nin farklı hesaplara aktarıldığı ortaya çıktı. Toplam kayıp 273 bin 537 TL olarak kayıtlara geçti.
Mahkeme: bankanın güvenlik altyapısı yetersiz
Davanın İzmir 6’ncı Tüketici Mahkemesi’nde görülmesi sırasında alınan bilirkişi raporu, olayın seyrini belirleyen en önemli unsur oldu. Raporda, bankanın mobil uygulamasında kullanıcıya çift aşamalı doğrulama (2FA) gibi ek güvenlik seçeneklerinin yeterince sunulmadığı ve sistem arayüzünün güvenlik açısından eksik olduğu vurgulandı.
Bilirkişi değerlendirmesinde, teknik altyapının güncel siber dolandırıcılık yöntemlerine karşı yeterli koruma sağlamadığı ve bu nedenle bankanın sistemsel sorumluluğunun bulunduğu ifade edildi.
Kusur oranı belirlendi: yüzde 70 banka, yüzde 30 kullanıcı
Mahkeme, dosya kapsamında yaptığı değerlendirmede hem bankanın hem de davacının sorumluluğunu ayrı ayrı ele aldı. Kararda, bankanın gerekli güvenlik önlemlerini yeterli düzeyde sağlamadığı belirtilirken, kullanıcı S.P.’nin de işlem sürecinde yeterli dikkat ve özeni göstermediği kanaatine varıldı.
Bu doğrultuda kusur oranı banka için yüzde 70, kullanıcı için ise yüzde 30 olarak belirlendi. Mahkeme, bankanın kusur oranına denk gelen 184 bin 415 TL’nin, en yüksek mevduat faiziyle birlikte S.P.’ye ödenmesine hükmetti.
Dijital bankacılıkta güvenlik sorumluluğu vurgusu
Kararda dikkat çeken en önemli noktalardan biri, bankaların dijital bankacılık sistemlerinde güvenliği sağlama yükümlülüğüne yapılan vurgu oldu. Mahkeme, finans kuruluşlarının yalnızca hizmet sunmakla değil, aynı zamanda müşterilerin hesap güvenliğini en güncel teknolojilerle korumakla da sorumlu olduğunu açıkça ifade etti.
Ayrıca, bankaların olağan dışı işlemleri tespit edecek mekanizmaları geliştirmesi ve şüpheli işlemlerde ek doğrulama sistemlerini devreye alması gerektiği de kararda yer aldı.
Emsal karar niteliği taşıyor
S.P.’nin avukatı ise kararın yalnızca bireysel bir tazminat davası olmadığını, aynı zamanda benzer mağduriyetler için önemli bir hukuki dayanak oluşturduğunu belirtti. Açıklamada, dijital bankacılıkta güvenlik açıklarının görmezden gelinemeyeceği ve müşteri koruma yükümlülüğünün bankalar için zorunlu olduğu vurgulandı.
Bu karar, son yıllarda artan mobil bankacılık dolandırıcılıklarına karşı yargının yaklaşımını göstermesi açısından da önem taşıyor.
Dijital dolandırıcılıklara karşı uyarı
Uzmanlar, benzer olayların önüne geçebilmek için kullanıcıların bilinmeyen bağlantılara tıklamaması, cihaz güvenliğini güncel tutması ve bankaların sunduğu ek güvenlik seçeneklerini aktif hale getirmesi gerektiğini belirtiyor.
Öte yandan kararın, Türkiye’de dijital bankacılık güvenliği ve finans kurumlarının sorumluluk alanlarına ilişkin yeni davalarda emsal teşkil etmesi bekleniyor.
