Toplum Bilimleri Kurulu’nda Göç Uzmanları Olmalı

Toplum Bilimleri Kurulu’nda Göç Uzmanları Olmalı

“Türkiye’de 3.7 milyon Suriyeli var. Yaklaşık olarak 400 bin de diğer sığınmacılar. Yani toplam 4.1 milyon sığınmacı diyebiliriz. Bunun üzerine en az 1 milyon da düzensiz göçmen var, Türkiye’de” diyen Prof. Dr. M. Murat Erdoğan’a göre, Hatay ve diğer kentlerdeki ‘koronavirüs’ süreci de bu detay dışarıda bırakılmadan yönetilmeli!

Geçtiğimiz hafta içinde Sağlık Bakanı Fahrettin Koca tarafından yapılan, “Toplum Bilimleri Kurulu adında yeni bir kurul oluşturduk. Kurul, süreçle ilgili öngörü çalışmaları yapacak, toplumsal öneriler getirecek” açıklaması ile kamuoyu ile paylaşılan yeni oluşuma işaret eden Türk – Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Araştırmaları Merkezi – TAGU Müdürü Prof. Dr. M. Murat Erdoğan, “Toplum Bilimleri Kurulu’nda Göç Uzmanları da olmalı” dedi.
Hatay, Kilis, Şanlıurfa, İstanbul gibi, Türkiye’de sığınmacıların ağırlıklı olduğu illerdeki ‘koronavirüs tedbirlerinin’ bu nüfustan bağımsız ilerleyemeyeceğine dikkati çeken Erdoğan, “Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Toplum Bilimleri Kurulu oluşturulacağını söyledi. Bu kurulda sağlık uzmanlarının yanında yaşamın diğer alanlarından psikolog, sosyolog, istatistik ve din sosyolojisi alanında uzmanlar bulunacak. Dünyada en fazla mülteci barındıran ve mülteci ile düzensiz göçmen sayısının Türkiye nüfusunun % 6-7’sine ulaştığı Türkiye’de bu kurulda mutlaka göç uzmanlarının olması lazım” tespitinde durdu.
“Peki, bu sorunu çözmek için neler yapılabilir?” sorusunda da duran Erdoğan, yapılabilecek önerileri de şöyle sıraladı:
1-Göçmenler konusunda hizmet veren STK’ların bir ağının oluşturması lazım. Ve bu ağın da mutlaka devlete bilgi aktarması, devletin de acil politika yapım sürecinde bu STK’lardan destek alması gerekiyor. Bu destek, hem bu kitlenin ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılması, desteğin daha etkin sağlanması, hem de gerginleşen toplumda yakın zamanda ortaya çıkabilecek sosyal çatışma ve saldırıları engellemek için de önemlidir.
2-Mültecileri bilgilendirme çalışmaları, sosyal medyanın da kullanılarak, muhatap kitlenin ana dilinde de yapılması lazım. Mültecilerin anlayabileceği dil ve üslupta bu içeriklerin oluşturulması gerekiyor.
3-Devletin, Portekiz’de olduğu gibi, bütün mültecileri yönelik; “Kim olursanız olun, herkese sağlık hizmeti verilecektir‘ çağrısını yoğun bir şekilde yapması gerekli. Hatta bu çağrıyı, Sayın Cumhurbaşkanın yapması daha verimli olur.
4- Türkiye, olağanüstü bir yük altında. Mali kaynaklar da son derece kısıtlı. Bunu, açılan destek programlarında da görüyoruz. Ayrıca sığınmacılar ve düzensiz göçmenler için harcama yapması, özellikle mali destek sağlaması çok zor. Onun için acilen AB, BM ve WHO başta olmak üzere, uluslararası kurumlar ile temas kurularak, sığınmacılar ve düzensiz göçmenler konusunda alınacak tedbirlere ve mali desteklere imkan sağlayacak bir mali destek programı üzerine çalışılmalıdır. Üç aylık bir mali destek programı ile hem kayıt sayıları güncellenir, hem de sığınmacılar/düzensiz göçmenler için de genel toplum için de riskler azaltılabilir.
5. Mutlaka ve mutlaka, yaşanan bu kriz ve ortaya çıkan yeni öncelik ve ihtiyaçlar dikkate alınarak, Suriye politikasının gözden geçirilmesi gerekir. Bu konuda her türlü radikal karar, toplumdan hiç olmadığı kadar destek bulacaktır. Tamer Yazar