Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

‘Yıkım’ Karmaşası mı?

Kurumsal Çatışma mı? Alınan

Kurumsal Çatışma mı?

Alınan bir yıkım kararı… Sorunlu bir tahliye … Yürütmeyi durdurma … Vakıflar’ın kurumsal kararlılığı ve başlayan bir yıkım süreci! Peki, tahliye sürecinin ardından etrafı kapatılan binada ‘yıkım’ çalışmasına yönelik beklenen hummalı çalışma ve hazırlık niye yok?

Antakya’nın ‘tarih’ kokan doğu yakasının Asi Nehri’ne bakan kısmında yükselen Vakıf İşhanı için çok uzun zamandır yapılan tartışmalar, geride kalan tahliye sürecinin ardından ‘neyi bekliyoruz?’ sorusu ile kaldığı yerden devam ediyor.
Konumu itibariyle, 1271 yılında Memlûk Sultanı Baybars tarafından yaptırıldığı ifade edilen Ulu Cami’nin hemen çaprazında bulunan ve haftalardır ‘yıkım’ için ilk kazmanın vurulmasının beklendiği binada şu ana kadar ciddi bir söküm çalışması dahi yapılmadı. Durumu izleyen esnaf da, her gün yanı başından geçtikleri yapının görselliğine sorularını eklemeye devam eden vatandaşlar da, Vakıflar’ın kurumsal bekleyişini sorguluyor.
-NASIL BAŞLADI?-
Tahliye ve yıkım sürecini ‘kentsel bir tartışma’ haline getiren ilk açıklama Hatay Vakıflar Bölge Müdürü Mehmet Yıldıran’dan gelmiş, Yıldıran, ‘kent silueti’ diyerek fitili bir anlamda ateşleyen taraf olmuştu.
Antakya’da, kurumları da kent insanını da ‘tartışmalı yapı’ noktasında ‘taraf’ yapan 2017 Aralık ayına ait ifadeler şöyle:
“Antakya ve çevresi, birinci derece deprem kuşağında yer almaktadır. Tarih boyunca çok defa büyük deprem felaketine uğramış olan Antakya’da, olası 7,5 şiddetindeki bir depremde, açıklamamıza konu İşhanı gibi pek çok bina yıkılacaktır. Hatay Vakıflar Bölge Müdürlüğü, sorumlu olduğu taşınmazlarda, deprem gibi insanlık için önemli olan bir konuya duyarsız kalamayacağı gibi kanuni bir sorumluluğu da vardır. Bölge Müdürlüğümüzce iki bloktan oluşan İşhanı yapıların yıkılarak, iki blok arasında kalan ve idaremizce Antakya Belediyesi’nden satın alınan parselin de tevhit edilmesiyle oluşan taşınmaza, imar planına uygun bir şekilde, mevcut İşhanı ile aynı işlev ve mahiyette, daha estetik ve KENT SİLUETİNE UYGUN, günümüz teknik imkanlarının kullanıldığı bir İşhanı planlanmaktadır. Çalışmaları yürüyen İşhanı planımızda, bodrum katlarına, mevcut otoparktan daha geniş ve kapsamlı bir otopark da yapılacaktır.”
-YIKIM KARARI!-
Açıklama ile beraber, tartışmalı sürecin kontrolünde durduğu bilinen Vakıflar’ı ‘yıkım kararı almasına rağmen’ durduran ne, işte merak edilen kısım tam olarak bu! Bu konuda ifade edilen, söz konusu bekleyişin, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile Hatay Büyükşehir Belediyesi arasındaki ‘yıkım izni’ çatışması ile ilgili olduğu yönünde!
İnşaat çalışmalarının yapılacağı arsa üzerinde bulunan yapının yıkılması için belediyeden izin alınması gerektiğini söyleyenler, Vakıf İşhanı’nın yıkılması ardından ‘ne olacağı’ kısmında iki kurum nezdinde ciddi farklılıklar olduğunu dile getiriyor. Hatay Büyükşehir Belediyesi, kamuoyunun beklentisine paralel olarak, yıkımla beraber ortaya çıkacak alanın yeniden inşaat alanı olarak kullanılmasına karşı çıkıyor. Bu ise Vakıflar’ın aldığı kararla örtüşmüyor. Zira Vakıflar da ‘projelendirdiği yeni İşhanı’ planından geri adım atmıyor. Bu da zorunlu bir bekleyişi beraberinde getiriyor.
-İZİN TARTIŞMASI!-
Bu konuda konuşan bir esnaf, “Yıkılmasına karar verilen yapının yıkılabilmesi için yıkım ruhsatının alınması gerekiyor. Söz konusu ruhsat da, yıkılma kararı alınan yapının bağlı olduğu belediyeden alınıyor” derken, kurumsal çatışmanın toplumsal fayda sağlayacak bir sonuçla netleşmesi gerektiğini söyledi ve şöyle konuştu:
“Açık ve net söylemek gerekiyor ki, berbat bir bina. Estetik açıdan mevcut binalar içindeki en kötülerden biri hatta. Bir de giydirme yaptılar son zamanlarında. Daha kötü oldu. Bir kere, Vakıflar gibi, Türkiye’nin her yerinde tarih için, kültür için çok başarılı çalışmalar yapan bir kurum ‘tamam’ demeliydi!
Kent insanı nefes almak istiyor. ‘Şehir biraz rahatlasın’ istiyor. Durum öyle kötü bir halde ki… Şehrin tepesinden bakıldığında kalan tek yeşil alanlar, ‘mezarlık’ ve bir park! Başka da bir şey kalmamış! Ağaç kesmeyi sevenleriz. Özelde de, kurumsal olarak da!
Bir kere, buradaki tartışma, mülkiyet hakkında duran Vakıfların ‘istediğimi yaparım’ kısmından çok daha önemli. Tamam, burası ‘kira geliri’ çok yüksek bir alan. Onlar da bu olası gelirden olmak istemiyorlar. Ama onlar da sanki tek gelir kaynakları bu İşhanı gibi davranmasınlar. Bu İşhanı olmazsa Vakıflar ne olacak, fakirleşecek mi? Yapmasınlar bunu! Aslında alacakları bir kararla, herkesin gözünde ‘kah-raman’ olacaklar. Ya da, herkesin inadına, buraya dedikleri gibi kocaman bir bina daha dikecekler. Ama insanların gönlünde manevi olarak çok kaybedecekler. Ama haklılar! Maddi olarak çok kazanacaklar.
O zaman karar versinler… Maddi kazanç mı önemli, manevi anlamda kaybedecekleri gönüller mi? Çünkü konu artık bu kısımda.”
-NORMALDE 2 GÜN!-
“Yıkım ruhsatı süresi belediyeden belediyeye değişkenlik gösterir, ama… Ortalama 2 gün içerisinde ruhsat çıkmış oluyor” şeklinde konuşan bir başka esnaf ise, kentin insan trafiği en yoğun ‘turistik’ alanının bahse konu kurumsal çekişme ile gölgede kaldığını ifade ederken, “Konu, ne Vakıflar ne de Belediye, ama bu kent! Onlar tartışırken, şu görüntü ile bizler yaşamak durumunda kalıyoruz. Bir de gelen misafirler! Ne zamandır kazma vurulmasını bekliyoruz. Bir an önce karar versinler ve ne yapacaklarsa yapsınlar” eleştirisinde bulundu. -Tamer Yazar-