Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri Gazeteler Puan Durumu
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

3 milyon 585 bin 198 Suriyelinin gözü…

Şam’daki Değişimde! Türkiye’deki geçici

Şam’daki Değişimde!

Türkiye’deki geçici koruma altındaki kayıtlı Suriyeli sayısı, 11 Haziran 2020 tarihi itibariyle, 3 milyon 585 bin 198 kişi. Bu rakamın Hatay’a düşen payında ise 433 bin 156 Suriyeli sığınmacı yer alıyor. Geri dönüşlerin arttığı bir dönemde, gözler, savaşın ve ekonomik krizin vurduğu Suriye’de pazar günü gerçekleşen parlamento seçimlerinde.

11 Haziran 2020 tarihi itibariyle, bir önceki aya göre 5 bin 866 kişi artarak toplam 3 milyon 585 bin 198 kişi olarak açıklanan Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılar, kendi ülkelerine dair, hafta sonunda yaşanan son gelişmeyi (Parlamento Seçimleri) yakından izlediler. Suriye’de yeniden şekillenmesi beklenen parlamentoyu, ekonomiden anayasaya, birçok sorun bekliyor.
Yaşananları Antakya’dan takip eden ve 2012 senesinden bu yana Türkiye’de olan genç bir Suriyeli, “Bu savaşta birilerini kaybetmemiş hiç kimse yok” ifadesinde dururken, şöyle konuştu:
“250 sandalyeli Suriye meclisinden ben ne bekliyorum? Aslında kendi ülkeme geri dönmek ve hayata kaldığı yerden devam etmek istiyorum. Peki, bunu yapabilir miyim? Buna imkan var mı? Meclis’in yeni aritmetiği buna izin verecek mi? Reformlar gelecek mi? Herkes için af çıkacak mı? Anlayacağınız soru çok, ama sorun da bir o kadar çok! Herkes o kadar bölündü ki…
Herkesin sessizce söylediği bir şeyi ben de size söyleyeyim. Şu an ki Suriye, artık hiç kimse için uygun bir yer değil! Yeni Suriye içinse, yapılacak çok şey var. Hem politik, hem ekonomik, hem sosyal. Ama rejimin demokrasi alerjisi devam ettiği sürece, bu zor. Bizlerin dönüşü de…”
-3. KEZ-
Suriye, 2011’de başlayan ayaklanmanın ardından, 19 Temmuz Pazar günü, parlamento seçimlerini 3. kez gerçekleştirdi. 250 sandalyeli Meclis için 1658 aday yarıştı. İdlib kent merkezi hariç, ülke genelinde 7 bin 331 oy kullanma noktası kurulduğu duyuruldu. Savaş döneminde milyonlarca insan ülke içinde yer değiştirdiği için, her kentte, diğer kentlerin adayları için sandıklar oluşturuldu.
Nisan ayında yapılması gereken, ancak Kovid-19 salgını nedeniyle ertelenen seçimi, bazı Suriyeliler, “Suriye tarihinin en kritik seçimi” olarak tanımlıyor. Zira savaş dönemi, tarımdan alt yapıya kadar büyük ölçüde hasar gören Suriye’de derin bir ekonomik kriz yaşanıyor. Son olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Haziran ayında uygulamaya koyduğu Sezar Yaptırım Paketi’nin ülke içine yansımaları da acil çözüm bekleyen sorunlar arasında.
Şam’daki değişime mercek tutan Gazetecilerden biri, Deutsche Welle Türkçe’den Hediye Levent. Bundan sonrası, onun kelimeleri ile devam etsin…
-YENİDEN!-
Savaş döneminde, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) dahil çok sayıda silahlı grup ortaya çıktı. Suriye ordusu ile doğrudan çatışan bu grupların bir kısmı, bazı bölgeleri uzun bir süre kontrol altında tuttu. BM, Rusya, İran, Fransa ve Türkiye gibi çeşitli ülkelerin arabuluculuk yaptığı çeşitli anlaşmalarla, bu grupların büyük kısmı ya silah bıraktı ya da Suriye ordusu ile değil, cihatçı gruplarla çatışmak şartıyla, bulundukları yerlerde kalmaya devam etti. Şam’da, bu süreçlerin idaresi için oluşturulan Uzlaşma Bakanlığı, Suriye genelinde din adamları, yerel kanaat önderleri, iş çevresinden insanlar ve aşiretler dahil geniş bir kesimle koordineli bir şekilde çalıştı.
Şam merkeze çok yakın olan ve Şam’ı kırsala bağlayan mahallelerden biri olan Berze de bir süre silahlı grupların kontrolüne kalan yerlerden biri. Parlamento seçimlerine bağımsız aday olarak katılan Luey Sari ise, Berze’deki uzlaşma sürecine arabulucu olarak katılanlar arasında yer alan bir isim. Aynı zamanda savaşın en ağır bedel ödettiği Suriyelilerden biri, Sari. Silahlı gruplar tarafından yapılan roket saldırılarından birinde, ailesinden 6 kişiyi kaybettiğini ifade eden Sari, o günü şöyle anlatıyor:
“Amcama taziyeye gittik. Dönüşte beni eve bırakıp, meyve suyu içmeye gittiler ve oraya roket düştü. Eşim ve kızımla birlikte 6 kişi öldü. Eşim ve kardeşimin eşi hamileydi. 8 kişi öldü diyebiliriz. Sadece oğlum kurtuldu.”
Yaralı oğlunun uzun süre tedavi gördüğünü ve bir dizi ameliyat geçirdiğini belirten Sari, “Bu savaşta, birilerini kaybetmemiş hiçbir aile yok. Umarım gelecek daha iyi olur. İleri bakmalıyız, arkaya değil” diyor.
-UZLAŞMA!-
Cihatçı olmayan silahlı gruplara yönelik bugüne kadar birçok af çıkarıldı. Savaş, şiddetli bir şekilde devam ettiği için, ülke içinde uzlaşma süreçleri birçok kesimden destek gördü. Ancak 2017’den itibaren savaşın büyük ölçüde sona ermesi ile birlikte, “birlikte yaşam mümkün mü, intikam cinayetleri olur mu?” gibi sorular gündeme gelmeye başladı. Şam’dan ise, birçok kez, ülke dışındakilere dönüş çağrısı yapıldı. Zorunlu askerlik, cihatçı bağlantısı, ülke içinde tecavüz veya cinayet gibi sebeplerle şahısların açtığı davalar olmaması halinde, dönenlerin herhangi bir yaptırımla karşılaşmayacağı belirtiliyor. Ancak ülke dışındaki muhalifler, “devletin ve şahısların intikam arayışında olduklarını” savunuyor.
Peki, daha önce silahlı gruplarla Suriye arasında arabuluculuk yapan ve ailesini kaybeden Luey Sari ne düşünüyor?
-TRAJEDİLER-
Sari, savaş sonrası dönemde ekonomik krizle birlikte şartların çok ağırlaştığını belirterek, “İnsanlar, savaştan daha ağır trajedilerle baş etmek zorunda” diye konuşuyor. “Geçmişi gömmemiz gerekiyor” diyen Sari, “Nihayetinde, muhalif veya taraftar olsun, bütün Suriyeliler ülkenin yeniden inşası için birleşmek zorunda. ‘Muhalefetten nefret ediyoruz’ diyemeyiz. Yapıcı muhalefetten yanayız. Eğer amaçları hak talepleri ise onlarla birlikteyiz. Suriye dışındaki muhaliflerin, Suriye halkına yaptırım uygulanmasını istemelerine şaşırdım. Bu yaptırımlar yönetime değil, halka karşı uygulanıyor” şeklinde konuşuyor.
Sari’ye göre, muhalifler tanımına, “cihatçılar, cihatçılarla iş birliği yapanlar ve siyasal İslamcılar” dahil değil.
-GENÇLER!-
Seçim süreci ile birlikte sosyal medyada en fazla mesaj yazılan konulardan biri de, yeni meclisin yeni Suriye’yi kurma konusunda yeterliliği ve adayların yaşları. Uzun süre tek partili sistemle yönetilen Suriye’de yıllar içinde hantallaşan, proje üretmeyen, yaş ortalaması yüksek ve özellikle genç kesimin beklentilerine uzak bir parlamento profilinin ortaya çıktığı belirtiliyor.
Peki, yeni meclis için yarışan adayların ne kadarı, ülkenin yeniden ayağa kaldırılması için gerekli projeler geliştirip, ülke gerçeklerine uygun hareket edebilir? Şam kırsalından bağımsız aday olan Haydar Mustafa’ya göre, adayların önemli bir kısmı, “durumun ciddiyetinin farkında değil.” 27 yaşında genç bir gazeteci olan Mustafa, meclis profilinin değişmesi gerektiğini belirterek, “Meclisteki koltuğun kendine ayrılmış olduğu görüşünde olanlar var” diyor.
2 dönem vekillik yapanları ve çoğu Şam’da olmak üzere, aday olan tüccarları eleştiren Mustafa, “Bizim, yeni projelere ihtiyacımız var. Bunu kim yapabilir? Gençler. Neye ihtiyacımız olduğunu biz (gençler) biliyoruz. Gençler nerede? Yok” diye konuşuyor.
Savaş sonrası dönemde, gençlerin işsizlik dahil birçok sorunla karşı karşıya olduğuna dikkat çeken Mustafa, ülke nüfusunun büyük bölümünün gençlerden oluştuğunu ve gençlerin beklentileri ile alışıldık meclis profilinin uyuşmadığını belirtiyor.
Gençlerin büyük kısmının adaylara ve seçimlere güvenmediğini anlatan Mustafa’ya göre, bu seçimde 30 yaş altı 4 adayın meclise girebilmesi gençlere ümit verebilir ve bir sonraki seçimde, hem meclise hem siyasi süreçlere katılan genç sayısı artabilir.
-NE İSTİYORLAR?-
Gençlerin ne istediğine dair soruyu da cevaplandıran Mustafa, konuşmasına şöyle devam ediyor:
“Bu meclis, Suriye tarihinin en önemli meclisi olacak. Çünkü 2021’deki cumhurbaşkanlığı seçimini oylayacak. Yeni Suriye’nin anayasasını oylayacak. Biz, bu ülkeyi, devleti seven insanlar olarak, gençlerin sesinin duyulmasını, özgürlükler konusunda çalışmalar yapılmasını istiyoruz. Hesap verilebilirlik ve şeffaflık istiyoruz. Kim yolsuzlukla mücadele ederse, onunlayız. Artık meclise giren çalışmak zorunda.”
-DİNAMİK YAPI-
Bağımsız adaylardan Maria Saada da Suriye’deki ekonomik duruma vurgu yaparak, “Yeni mekanizmalara, hedefleri ve öncelikleri belirlemeye ihtiyacımız var” diyor. Tarım sektörünün canlandırılmasının öncelikli olduğunu belirten Saada’ya göre, “meclis-parlamento ve halk ilişkisinin sağlıklı kurulduğu dinamik bir çalışma sisteminin oluşturulması gerekiyor. ”
Saada, savaş döneminde çok sayıda kadın ve çocuğun ağır kayıplar ve travmalar yaşadığını belirtiyor ve “kadınları ve çocukları desteklememiz gerekiyor” diye de ekliyor.
Peki, yeni meclis bütün bu sorunları çözebilecek mi? Bu sorunun cevabı, önümüzdeki günlerde belirginleşecek. Ancak en önemli ve adayların temennilerle yanıtladığı bir başka soru hala cevapsız! Çok ağır sorunları karşısında bulacak olan meclis, yeni zorunluluklara ve beklentilere rağmen, eski alışkanlıklarından vazgeçmek istemezse ne olur? –Tamer Yazar-