“Artık çocuğumu tanıyamıyorum.”
Ergenlik dönemindeki anne babalardan en sık duyulan cümlelerden biri budur. Oysa çoğu zaman değişen çocuk değil, onun dünyasıdır. Çocukluk ile yetişkinlik arasında kurmaya çalıştığı yeni kimliği, hem kendisini hem de ailesini zorlayan bir yolculuğun içindedir.
İşte tam da bu nedenle anne ve babaların söyleyecekleri her söz, koyacakları her kural ve verecekleri her tepki ölçülüp biçilmelidir. Çünkü ergenlik, günü kurtaracak çözümlerle değil, doğru bir yol haritasıyla yönetilmesi gereken bir dönemdir.
Bu dönemde çatışmaların en belirgin örneklerinden biri özgürlük isteğidir. Ergen dışarı çıkmak, arkadaşlarıyla vakit geçirmek, kendi kararlarını vermek ister. Anne baba ise onu korumaya çalışır; evde kalmasını, risklerden uzak durmasını ister. İşte tam bu noktada iki taraf da haklıdır. Sorun, kimin haklı olduğu değil, bu haklılıkların nasıl yönetileceğidir.
Anne babaların bilmesi gereken en önemli gerçek şudur: Ergenlikle verilen mücadele bir güç savaşı değildir. Bu dönem, büyümenin doğal bir parçasıdır. Ergenlik, çocuğun ailesine karşı gelmeye çalıştığı bir süreç değil, kendi kişiliğini oluşturmaya çalıştığı bir süreçtir. Her “hayır” isyan anlamına gelmez; bazen sadece “Ben kimim?” sorusunun cevabını aramaktır.
Ergenlik, iki yakayı birbirine bağlayan bir köprü gibidir. Bir tarafta çocukluk, diğer tarafta yetişkinlik vardır. O köprüden sadece genç değil, anne baba da geçmek zorundadır. Eğer aile bu köprüyü sabırla, anlayışla ve güvenle geçmeyi başarırsa, karşı kıyıda birbirini daha iyi tanıyan, daha güçlü bir aile çıkar.
Elbette sınırlar olacaktır. Kurallar da olacaktır. Ancak bu kurallar korkuyla değil, güvenle; baskıyla değil, iletişimle desteklenmelidir. Çünkü ergenler en çok kendilerini dinleyen, fikirlerine değer veren ve hata yaptıklarında bile yanlarında duran anne babalara ihtiyaç duyar.
Ergenlikte yaşanan ani öfke patlamaları, içine kapanmalar, sürekli fikir değiştirmeler ya da “Beni kimse anlamıyor.” cümlesi çoğu zaman geçicidir. Bunları kişisel bir saldırı olarak görmek yerine, gelişimin doğal belirtileri olarak değerlendirmek gerekir.
Sonuç olarak ergenlik ne korkulacak ne de küçümsenecek bir dönemdir. Doğru yönetildiğinde hem çocuk hem de anne baba için önemli bir gelişim fırsatına dönüşebilir. Bu dönemin geçmesini sabırsızlıkla beklemek yerine, onu anlamaya çalışmak gerekir. Çünkü bugün kurulan sağlıklı iletişim, yarının yetişkiniyle kurulacak güçlü ilişkinin temelini oluşturacaktır.
Ergenlik geçer. Ama bu süreçte söylenen sözler, kurulan güven ve gösterilen anlayış, ömür boyu kalır.
