Pazar arabamızda “yok” yoktu bir zamanlar!

Pazar arabamızda “yok” yoktu bir zamanlar!

Şimdilerde Gerçekten de Yok…

Hatay’da da kurulsa o mahalle pazarı, İstanbul’un bir semtinde de fark etmiyor artık! Fiyatlar çok yüksek, alım gücü ise tam tersine çok düşük! Pazara gelen, onun için ne önemliyse onu alıyor, diğerlerini ise ‘belki daha sonra’ diye bekletiyor.

“Gücüm yetmiyor, alamadım. Yapacak bir şey yok. Bizim hissettiğimiz enflasyon daha yüksek. Alım gücü yok millette. Zam geldi mi iğneden ipliğe geliyor. Bu nereye kadar gidecek? Vatandaş zaten kemer sıkacağı kadar sıktı. Daha yapacağı bir şey kalmadı. Maaşlara zam gelse de daha elimize geçmeden üst üste her şeye zam yapılıyor.”

Mahalle pazarına gidip de ihtiyaç listesini tamamlayabilen vatandaşa rast gelmek zor. Denilense hep aynı!

-Her şeyi gramla alıyoruz. Zaten kıymayı filan gördüğümüz yok. Bu sene balığın bolluğundan bahsediyorlar, ama mesela palamut 50 lira. Nasıl bolluk oluyor bu? Bu paraya bu bolluk bana göre değil!

-Tarladaki bir ürünün hale gidene kadar iki-üç kere fiyatı değişiyor. Halden çıkıp pazara gelmesiyle de iki-üç fiyat daha koyuluyor üzerine. Bizim burada 2 liraya alacağımız marul da 10 lira oluyor.

-Önceden 150 lirayla geldiğim zaman, pazar arabasını doldurur, bir de elimde taşırdım. Bugün 150 lirayla geldim. İki kilo çürük domates aldım! Samimi söylüyorum, çürük. Kaynatacağım, kışlık olsun diye kavanoza koyacağım. Bir de havuç aldım, yumurta aldım. 150 liranın 125’i bitti. Kara üzüm almak istiyordum, alamadım.

-Fiyatlar eskisine göre yüksek. Eskiden üç kilosu 10 liraydı. Şimdi üç kilosu 30 lira. Bu enflasyon kaç olur? TÜİK’e kanaat getirmiyorum. Kesinlikle yalan. Enflasyon en az yüzde 200 var. İnsanlar alamıyor. Akşam oldu, daha malımız tezgahta duruyor.

-Mesleğim bakkallıktı, kapattım. Şimdi pazarda işçilik yapıyorum. Para kazanamıyordum, giderler çoktu. Mecbur kapattım geldim.

Tamer Yazar