İnsanlar zamanla belirli düşünce, duygu ve davranış kalıpları geliştirir. Bu örüntüler bazen işe yarasa da bazen kişinin aynı sorunları tekrar tekrar yaşamasına neden olabilir. Bir örüntüyü kırmanın ilk adımı, onun farkına varmaktır. Çünkü fark edilmeyen bir kalıp, otomatik olarak işlemeye devam eder.
Örneğin, eleştirildiğinde hemen savunmaya geçmek, reddedilme korkusuyla ilişkilerden kaçınmak ya da stres yaşadığında bağımlılık yaratan davranışlara yönelmek birer örüntü olabilir. Bu durumlarda kişi önce kendine şu soruları sorabilir: “Bu davranışı ne zaman yapıyorum?”, “Öncesinde ne hissediyorum?”, “Bu davranış bana kısa vadede ne kazandırıyor, uzun vadede ne kaybettiriyor?”
Örüntüler genellikle geçmiş deneyimlerden beslenir. Bu nedenle davranışın altında yatan duyguyu anlamak önemlidir. Kişi öfkesinin altında incinmişlik, kaygısının altında reddedilme korkusu olduğunu fark ettiğinde değişim için alan açılır.
Bir örüntüyü kırmanın en etkili yollarından biri, otomatik davranış yerine bilinçli olarak farklı bir tepki vermektir. İlk başta zor ve yapay gelebilir, ancak tekrarlandıkça yeni alışkanlıklar oluşur. Örneğin, öfkelendiğinde bağırmak yerine birkaç dakika beklemek, kaygılandığında kaçınmak yerine küçük bir adım atmak, olumsuz düşünceleri sorgulamak yeni bir örüntünün başlangıcı olabilir.
Değişim genellikle bir anda gerçekleşmez. Eski kalıplar zaman zaman geri dönebilir. Önemli olan, bunu başarısızlık olarak görmek yerine öğrenme sürecinin doğal bir parçası olarak değerlendirmektir. Sabır, öz farkındalık ve düzenli pratik sayesinde eski örüntüler zayıflar, yerlerini daha sağlıklı düşünce ve davranış biçimleri alır.
Kısacası, örüntüleri kırmanın yolu; fark etmek, anlamak, durup düşünmek ve her seferinde küçük de olsa farklı bir seçim yapmaktan geçer. Zamanla bu küçük seçimler büyük değişimlere dönüşebilir.

YORUMLAR